İçeriğe geç
Türkkan Law Firm
Seri009 BölümColor · Renk Tarih7 Hazi̇ran 2026 Okuma3 dakika

Sebebim yoktu

Özel bir sebep olmadan başlanan bir yüksek lisansın, 6 Şubat'tan sonra bambaşka bir anlam kazanmasının hikâyesi.

Yüksek lisansa özel bir sebeple başlamadım. Bunu dürüstçe söylemeliyim.

Mesleğimde onuncu yılıma giriyordum. Tabir yerindeyse çorbam kaynıyordu, her şey yolundaydı. Bir eksik hissetmiyordum.

Abim — kendisi eğitim işinin içindedir — bir gün "boş durma, git" dedi. Bütün gerekçem buydu.

ALES'e girmem gerektiğini sınavın sabahı hatırladım. Ucu ucuna yetiştim.

Okul seçerken tek ölçütüm yakınlıktı. Ofisim Nişantaşı'ndaydı, programım yoğundu. Gayrettepe'de kampüsü olan Altınbaş'a kayıt yaptırdım. O kadar.

Sonra 6 Şubat oldu

Program daha yeni başlamıştı.

Memleketim Hatay. Çekirdek aileme bir şey olmadı, şükürler olsun. Ama çok sayıda akrabamı ve arkadaşımı kaybettim. Büyüdüğüm yerleri kaybettim.

Hayatı yeniden sorguladığım o günlerde, zaten özel bir motivasyonu olmayan bir eğitime devam edip etmeme arasında kaldım.

Hocalarımdan izin istedim. YÖK o sırada isteyene uzatma verileceğini duyurmuştu. Bir süre durdum.

Sıraya dönmek

Sonra bir şekilde devam etti.

Öğrenci sırasına geri dönmek bana iyi geldi — bunu beklemiyordum. Dersler akşamdı ve tuhaf biçimde günün yorgunluğunu unutturuyordu. Haftada iki üç gün derse gitmek, iş programımı baştan kurmamı mecbur etti. Yoğun bir takvimi yönetmeyi orada pekiştirdim.

Okumalar

Tez zamanı gelince literatür taraması başladı. Yani okumalar. Sonra tekrar okumalar.

Sanırım o dönemde, ömrüm boyunca okuduğum kadar okudum.

Ve çok iyi geldi. Aynı anda dört beş kitabı birden takip edebilmek — bunun ne kadar güzel bir his olduğunu bilmiyordum.

Şanslıydım da: konu benim işimdi. Altın, cevher, maden, döviz, ziynet — hepsi vardı. Sabah kitapta okuduğum şeyin karşılığını öğleden sonra tezgâhta görüyordum. Teori ile pratiğin aynı gün buluşması az rastlanır bir şey.

Söylemek istediğim

Her yüksek lisans öğrencisi benim kadar şanslı olmayabilir. Konusu işine bu kadar yakın düşmeyebilir.

Ama bunu yapmadan anlayamazsınız.

En kötü ihtimalle şu olur: bir disiplin içinde okuma alışkanlığınız pekişir. Okuyorsanız da er geç yazma alışkanlığı gelir. Bir şekilde size iyi gelecek bir şey bulursunuz.

Bunu nereden mi biliyorum?

Şu satırları yazarken fark ettim: o dönem içimde sönen kıpırdanma, tam da bu yazıları yazarken yeniden canlandı.

Demek ki bir yerde duruyormuş.

---