İçeriğe geç
Türkkan Law Firm
Seri003 BölümColor · Renk Tarih8 Ni̇san 2026 Okuma2 dakika

Neden Simyacı

On dört yaşında okunan bir kitabın kırklı yaşlarda yeniden okunması ve kişisel menkıbe kavramının bugüne düşen izi üzerine.

Ortaokulu bitirmiştim, liseye başlayacaktım. Aradaki yaz için kendime bir okuma listesi yapmıştım — o yaşta insan böyle şeyler yapıyor. Listedeki kitaplardan biri Simyacı'ydı.

O yaz beni değiştirdiğini söylesem abartmış olurum. On dört yaşındaki bir çocuğun sevdiği bir kitaptı, o kadar. Okudum, kapadım, rafa koydum.

Sonra

Kırklı yaşlarında insan tuhaf bir şey fark ediyor: çocuklukta olup biten hemen her şeyin hayatına bir yerden dokunduğunu. O zaman rastlantı sandığınız şeylerin, geriye bakıldığında sıraya girmiş olduğunu.

Kitabı yakın dönemde yeniden okuma fırsatı buldum.

Kitap değişmemişti. Okuyan değişmişti.

İlk okuyuşumda hikâyeyi bir yolculuk olarak hatırlamışım. İkincisinde asıl meselenin varış değil, dönüş olduğunu gördüm: çocuk uzun bir yol gidiyor ve aradığı şeyin başladığı yerde durduğunu öğreniyor.

Kişisel menkıbe

Kitabın Türkçesinde bir terim geçer: kişisel menkıbe. İnsanın kendi hikâyesi — peşine düşülmediğinde bir eksiklik, düşüldüğünde bir yön olan şey.

On dört yaşında bu bana güzel bir söz gibi gelmişti. Şimdi bir tarif gibi geliyor.

Bugün hem kendi yolculuğumda hem büromu taşıdığım yolda kendime böyle bir menkıbe belirlemiş durumdayım. Nereye varacağını bilmiyorum. Ama yolun kendisini biliyorum ve bu yeter.

Mahlas

Son dönemde bir şeyleri değiştirme ve dönüştürme işiyle uğraşıyorum. Kâğıt üstünde duran dağınık bir mevzuatı anlaşılır hâle getirmek de bu; büronun kendisini bulunduğu yerden başka bir yere taşımak da.

O yaz bazı değişikliklerin içindeydim. Bugün de öyleyim — bu kez hem şahsen hem büro olarak.

Mahlası bu yüzden benimsedim. Süs olsun diye değil, o an ne yaptığımı en kısa anlatan kelime olduğu için.

Simya, kurşunu altına çevirme iddiasıdır. Ben o iddiada değilim. Ama dönüşümün mümkün olduğuna inanıyorum — hem bir metinde, hem bir insanda.